31 Mart geldi ya, gene kavruluyor içim onarılamaz, avutulamaz biçimde..
31 Mart 1993'de, gencecik bir yıldızın,
Bruce LEE'nin biricik ve yakışıklı oğlu Brandon Bruce LEE'nin
The Crow filminin setinde cinayete kurban gidişiyle birlikte başladı benimde bitmeyen yasım..
"It Can't Rain All The Time" (Yağmur her zaman yağamaz) demişti O The Crow filminde..
Yağmur yağıyor şu an.. bardaktan boşanırcasına yağıyor hemde..
yağmur da ağlıyor benimle birlikte O'nun zamansız gidişine..
Monitörümdeki resmi gülümsüyor sanki bir an için bana..
"ağlama, ben hep buradayım, seninleyim" dercesine..
Ağlamamak, kahrolmamak ne mümkün..
"Victims.. Aren't We All" ( Kurbanlar ? Hepimiz değil miyiz? ) derken
kendininde bir kurban olacağını düşünebilir miydi acaba?
1 Şubat 1965'den 31 Mart 1993'e kadar süren kısacık bir ömür
ve gencecik bir cinayet kurbanı..
Melekleri bile kıskandıracak güzellikteki gülüşü, İlahları kıskandıracak derecedeki kusursuz fiziği,
o tatlı sesi, delici bakışları yok artık..
Gözleriyle konuşabilen tek kişiydi o..bakışlarıyla sewebilen, döwebilen, kızabilen, ya da öldürebilen,
güçlü bir oyuncuydu..
Yaşamdan Ölüme açılan o soğuk kapıdan geçti gitti ve bizleri kimsesiz bıraktı..
Ama ben inanıyorum ki O ölmedi.. sadece fiziksel olarak gitti aramızdan..
yüreklerimizde hâlâ en baş köşede yaşıyor O..
Hâlâ bizlerle, bir iyilik meleği gibi, karganın ruhuyla yaşıyor ve iyileri korumaya dewam ediyor..
biliyorum ki her an benimle, yanıbaşımda.. tipkı; koruyucu bir melek gibi..
Kargaları oldum olası çok sewerdim zaten..
ama The Crow filminden sonra daha bir hayran oldum onlara..
Eric Draven'ın ruhunu geri getirmişti bir karga ,
haksız yere öldürüldüğü ve alması gereken bir intikamı olduğu için..
ölümsüz bir aşka, sewgi dolu bir yüreğe ve adalete sahip olduğu için..
İnanıyorum ki o karga Brandon'ımın ruhunu da geri getirdi..
haksız yere öldürüldüğü için, sewgiyle dolup taşan bir yüreği olduğu için..
ve onu sewenler onsuz olamayacağı için..
Karganın ruhuyla aramızda dolaşıyor O..
ve intikamını almak için yaşıyor..
Her gün ibadet edercesine filmlerini izliyorum,
defalarca izliyor, her defasında da ağlamaktan bitap düşüyorum..
Müzik yerine sesini dinliyorum çoğu zaman..
En güzel müzikten bile daha güzel olan sesini..
Elimden gelen her şekilde seni yaşatmaya, hatırlatmaya, bilmeyenlere anlatmaya,
tanıtmaya çalışıyorum ben..
Misyonum bu benim..
Böylesine mükemmel ve kusursuz bir ruhun varlığını herkese duyurmak..
Çok erken ayrıldın aramızdan be ilahım..
Yokluğun çok zor, çok acı..
Adındaki her bir harfe taparken, izin veremezdim apansız çıkip gitmene alfabemden..
Benim yaşam felsefemde;
Hayatın adı Brandon Lee..
Aşkın adı Brandon Lee..
Sewginin adı Brandon Lee..
Saygının adı Brandon Lee..
Yaşama sebebimin adı Brandon Lee..
Aldığım nefes Brandon Lee..
Alfabemin ilk harfi de, son harfi de Brandon Lee..
Baktığım, gördüğüm her şey Brandon Lee..
İlahım, Tapınaksız Tanrım..
Hayattaki ilk ve son aşkım..
Vazgeçemeyeceğim tek şeysin bu dünyada..
Deselerdi ki bana:
Çıkar yüreğini koy ortaya, ki o geri dönecek hayata..
Gözümü bile kırparsam, tek bir an düşünürsem namerdim..
Senin yaşayabilmen için ben canımdan vazgeçerdim..
Huzur İçinde Uyu Herşeyim..
R.I.P
Boredlover